Derin bir nefes aldım, sabahın çiğ damlası tadını, denizin tuzunu, kokusunu içime çektim, doğan güneşin ufku kızıla boyamasını izledim ve yaşamak ne güzel şey dedim içimden.

9 Haziran 2012 Cumartesi

TÜL MASALI :))

Sabah bayat ekmekleri değerlendirmekle başlayan tasarruf günüm öğlen pencereme uymayan tülü iyileştirmekle devam etti.
Bu tül çok eski, diyebilirimki rahat 15 yıllık geçmişi vardır ama o kadar sağlamki bende dayanamadım, anneciğimin kullanmadığı eski tülü aldım hevesle pencereme astım. Ama astıktan sonra bir kaç olumsuzluk gözüme çarptı ilk olarak tül gereğinden uzun geldi, ben petek üstüne dökülen tülleri hiç sevmiyorum. İkincisi pencereden geniş olduğu için fazla büzgülü yapısı odayı karanlık gösteriyordu. Son olarakta şerit kısmı yıkamayla bile açılmayan bir gri renk almıştı.

Bende metreyle tülün genişliğini ölçtüm 7 metre çıktı. Tuhafiyeden tül için 7 metrelik yeni şerit (ekstrafor) aldım. Tülü ne kadar kısaltacağıma karar verdikten sonra sökmeden ekstraforu kısaltacağım boy kadar aşağıdan tüle iğneledim. 

İğneleme işlemi bitince şeritin yaklaşık 5 cm üzerinden makasla keserek tülü indirdim. 

Ekstarforu, içerisindeki iplere dikiş gelmemesine dikkat ederek, her iki tarafından tüle diktim.
Dikiş sırasında şeritin üstünde bıraktığım 5cm'lik fazla tülü kıvırarak şeritin (ekstraforun) arkasında kalacak şekilde gizledim. Böylece şeritin dikildiği yüzey daha sağlam oldu.  


Ekstarforun dikildikten sonraki ilk hali bu şekildeydi.

Ektraforun içerisinde iki sıra ip gizli. Bu ipler çekilerek tüle pile veriliyor. Önce ekstarforun bir tarafındaki ipi sabitledim, sonra diğer taraftaki ipin uçlarını şeritin içerisinden çıkarıp çekmeye başladım.

İstediğimiz pile sıklığını elde edinceye kadar ipleri çektim. Bu sıklık ayarı size bağlı ister seyrek ister sık pile verebilirsiniz. Benimki böyle oldu.
Pile ayarı bitince ipi çektiğim ucuda dikişle sabitledim. Ekstraforun üzerinde boncuklar için bırakılan gözlere boncukları taktım.

Arkadaki güneşlik kısalan tül nedeniyle uzun kaldığı için onuda indirip eteğinden biraz kısalttım :)

Penceremin son hali bu şekilde oldu. 
Mutlaka dikiş hatalarım vardır ama bence anne hatırasına sahip çıkmak ve hazırcılık yapmadan birşey üretmek çok daha önemli.
Ne dersiniz güzel olmuş mu? 

BİR KAHVALTI MASALI...

Haftasonu kahvaltısı herkes için özeldir ama benim için ekstra özel çünkü hafta içi çok erken işbaşı yaptığım için kahvaltı yapamıyorum.
Bu cumartesi sabahıda kahvaltıya farklı birşey yapayım diye düşünürken evde tüketilemeyen bir sürü bayat ekmek olduğunu fark ettim ve değerlendirmeye karar verdim.Bu tarifin adı yok tamamen yaratıcı hanımların ürettiği birşey ve eminim çoğu evde de yapılmaktadır.

Önce bayat ekmekleri 1 parmak kalınlığında dilimler halinde yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizdim.
Üzerlerine konulacak malzeme konusunda evde ne varsa o olur diyebilirim.

Ben 3 çeşit malzeme kullandım:
1.) Biraz beyaz peynir 2 yumurta ve yarım su bardağı sütü çırptım,
2.) Dana ve tavuk jambon üzerine dil peyniri koydum,
3.)Dil peyniri üzerine şeri domates koyup kekik serptim.
2. ve 3. malzeme kullandıklarımda, ekmekler çok kuru olmasın diye her dilim için bir çorba kaşığı kadar süt ile ekmekleri ıslattım.

200 derecelik fırında 15 dakikalık pişme sonunda ortaya böyle bir sonuç çıkıyor, hoş değilmi? 

Haziran geldi geçecek demeden balkonumuzda kahvaltı yapmak nasip oldu. Esiyormu, serinmi , çocuklar üşürmü derken hadi bir cesaret dedim ve kahvaltımızı balkona hazırladım. Çokta iyi yaptım, açık havada birşeyler yemenin keyfi tartışılmaz sanırım.

Bu da benim minik balkonum sandalye minderleri ile masa örtüsü takım olacak şekilde bir proje var kafamda yakında ortaya çıkar inşallah. :)

Kahvaltı bittikten sonra bıdıkları içeri yolladık, onlar pepemi, transformersmı izlenecek diye tartışa dursun bizde damla sakızlı türk kahvesi ile damla sakızlı lokumlarımızı yedik içtik. Her ikisi de İstanbul turunda alındığı için İstanbul'unda kulaklarını çınlattık :)